Lösemide Teşhis ve Tedavi Oranı

Akut Lösemi Hastalığı en önemli ve tehlikeli çocuk hastalığı olarak bilinmektedir. Hastalığın belirtileri arasında lenf bezlerinde büyüme, kanama, kansız kalma, iyileşmeme, kemik ağrıları ve sıkça rastlanan enfeksiyon gibi belirtiler vermektedir.  Akut lösemiler hızlı başlıyorlar ve ilerleme süreçleri de çok hızlı gelişiyor. İşte bu yüzden akut lösemiler de hastalığa ne kadar erken teşhis konulursa, hastanın iyileşme ihtimali o kadar yüksek oluyor. Lösemide teşhis tedavi oranını artırmaktadır. Yazımızda lösemide teşhis

Kronik Lösemi ise zamanla ortaya çıkıp çok yavaş ilerliyor.  Bu hastalık genelde tesadüf sonucu belirleniyor. Özellikle kronik lenfosit hastalığı yıllarca hiç belirti vermeden sinsice ilerleyebiliyor.

Akut Lösemi

Akut Lösemi

Bütün lösemi çeşitlerinde tedaviler kişiye özel oluşturuluyor. Örneğin birçok akut lösemi ayakta tedavi ile iyileştirilebiliyor.

Hastalığın kötü karakteri önceden belirlenebiliyor ve bu durumlarda uygun kemik iliği arayışına giriliyor. Eğer kemik iliği bulunursa hasta ilk önce hazırlık aşamasından geçirilip daha sonra nakil işlemine alınıyor. Donör olarak ilk bakılan yer kardeşler ve daha sonra akrabalar oluyor.  Donör bulunmak için yapılan işlemin adı genetik uyumluluk testidir ve bu testleri yapmak maliyet ve zaman istemektedir. En hızlı çözümü ise kemik iliği ve doku bankaları sunabilmekte ancak bu bankalarda bulunan kemik iliği ve doku sayısı çok fazla değil.

Lösemi Tedavisinde Başarı

Lösemi tedavi başarısı yaşla orantılıdır. Yani çocuklarda tedavinin başarılı olma ihtimali daha yüksekken yaş ilerledikçe bu ihtimal gitgide düşmekte. Çocuk yaşlardaki lösemiler deki tedaviye cevap verme oranı yüzde 90’ları bulurken oran 60 yaş üstü hastalarda maalesef yüzde 15’lere kadar düşebiliyor. 60 yaş üstü hastalarda oluşan diğer hastalıklar da tedavi sürecini olumsuz yönde etkiliyor.

Lösemi belirtileri ile hastaneye giden bir hastaya lösemi tanısı konulmadan önce bir takım testlerden geçiyorlar. Eğer hastanın şikayetleri çok karakteristik ise örneğin iyileşmeyen yaralar, enfeksiyon, kan değerlerindeki anormallikler gibi, o zaman hemen hematoloji hekimlerine yönlendiriliyorlar. Hastalık kendini iyice göstermiş ise yani kemik iliğinden kan dolaşımına sıçramış ise kan testlerinde teşhis koyula bilirken, henüz kana geçmemişse kan testlerinde çıkmıyor. Ancak kan testlerinde görülmeyen anormallik mikroskobik inceleme ile fark edilebiliyor. Böyle durumlarda kesin tanı koyulmadan önce kemik iliği biyopsisi yapılması gerekiyor.

One Response
  1. 21 Kasım 2016

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir